Kişisel Gelişim Yazıları


Düşlemenin Gücü!


Selamlar Herkese!!

Bugün çok güzel bir Pazar günü oldu benim için. Düşlemenin ne kadar güzel ve insanın süper gücü olduğu ile ilgili düşüncem daha da netleşti!

Evet! Düşlemek insanın süper gücüdür!
İnsan düşler! İnsan bir şeyi başarmak istiyorsa ya da yaratmak istiyorsa önce düşler...

Fakat bu konu da bazen işler karışıyor..

Yani istemek ile düşlemenin arasındaki farkı göremeyenler bazen çuvallayabilir. Eskiden bende bu konuda bir türlü tutarlılık sergileyemiyordum fakat şimdi anladım!

Biz bir şeyi istediğimizde aslında onun yokluk durumunu kabul ediyoruz.

Arabam olsun istiyorum! derken arabanın olmadığını kabullenmiş oluyorsun.
Tabi ki kabullenmek güzel bir şey fakat bu konu da biraz daha iyi düşünmek gerek.

İnsan arabasız da mutlu olduğunda ve aynı zamanda araba hayalini yaşadığında istediği arabaya ulaşır..

Çünkü zihnimiz düşlerken aynı zamanda düşlediğimiz nesneyi yaratmaya başlıyor ve onu bize gerçeklik olarak sunuyor.
Çünkü Dünya da yaşıyoruz. Dünya ruhun maddeyi deneyimlemesidir. Bundan dolayı düşlediğimiz her ne ise bize gerçeklik olarak dönecektir...

Düşleyelim! Düşümüzü yaşayalım! Bu dünya bizim düşlerimizi deneyimlememiz içindir!
Çılgınlar gibi isteyip, olmuş gibi düşlediğimizde bütün her şeyi yaratabiliriz!

Sevgilerimle...




__________________________________________________________________




Keyif Alma Sanatı

Merhabaa!

Blogu yazalı 1 hafta oldu ve bu kişisel gelişim yazım olarak 2. yazım. Diğer hikaye bölümleri çokça okunuyor ve paylaşıldığını da görüyorum. Çok güzel!

Şimdi bu yazımda ufak ama önemli bir noktaya değineceğim. 

Bizim kültürümüzde ve inancımızda her zaman her şeyin altında ve özünde bir hayır olduğu söylenir. Biri kötü bir şey yaşar ve insanlar ona bir hayrın olacağını söyler.

Aslında illa kötü bir şeyin olmasına gerek yok hayr aramak için. Çünkü her şey ama her şey insanın isteğini yansıtır. Yani bir şeyi oluyorsa o önceden istenmiştir...

İnsanlar çoğu zaman zor işlerde çalıştıklarını ve hayatlarının çok zor gittiğini söyler. İşte bu noktadan itibaren zaten hayatlarına, zor ve onları yıldıracak olayları, işleri, kişileri çekecekler. Ondan sonra da bu devam edecek ve tekrarlanacak...

Bence en önemli şey insan hayatında güvendir. Güven insanın bütün sorunlarına çözüm olur, bütün hayallerini gerçekleştirir. İnsan kendine güvendiğinde etrafındaki hiçbir etken onu yıldıramaz. Böylece hedefine gittiği yolda zevk duyar. Hayatı dolu doldu yaşar...

Günümüzde "Liderlik" üzerine bir çok şey duymuşsunuzdur. Seminerler, workshoplar... Bu etkinliklerin tabi ki çok faydası var. Fakat bu konu da bile bence en şey güven. Kendine güvenen, evrene güvenen herkes büyük bir şevkle ve minnetle yaşar. Hiç şikayet etmez...

İşte bu nokta da insan hayattan zevk almaya başlar. İnsan hayattan zevk almaya başladıkça yaptığı her şey onun kişisel bütünlüğüne giden bir yol gibi gözükür. Kişi kendine inanır, güveni artar ve hayallerine daha çabuk ulaşır. Karşısına çıkan engelleri engel görmez. Hedeflerine gittiği yolda kendini geliştirebileceği, bir şeyler öğrenebileceği bir yol arkadaşı olarak görür engelleri...

Bu dünyada aklınıza gelebilecek tüm başarı insanlar, hayallerine zevk duyarak ulaşmışlardır. Dışarıdan ne kadar zorluklar çektikleri görülse de onlar bunun keyfini çıkarmasını bilmiştir. 

Her zaman her şeyin keyfini çıkarmanız dileğiyle... 





__________________________________________________________________


Mutlu olmanın yolları...

Herkese merhabalar!

Bu yazımda insanın öz duygusu olan "Mutluluğun" insana sonradan eklenen bir duygu olmadığını, insanın normal halinin mutluluk olduğunu ve bu hali nasıl sürdürebileceğimizden bahsedeceğim.

Mutlu olmak daha doğrusu "Mutlu Kalabilmek", aslında bilindiği gibi zor falan değildir. İnanılmaz derecede çok kolaydır. İnsan bunu öğrendiğinde ve hayatında uyguladığında görecektir ki mutluluk aslında onun doğal halidir.

Gelin bunu biraz inceleyelim...

İnsanlar her zaman mutluluğa doğru yol alır!

Evet! Her zaman,  ne koşulda olursa olsun sadece ve sadece mutluluk için bir şeyler yapar. Bu toplum olarak kabul etmediğimiz şeylerde de böyle. Örneğin; uyuşturucu bağımlıları, alkol bağımlıları, katiller, dolandırıcılar...
Onlar da mutlu olmanın yolundadır. Fakat bunu farklı ve bilinçsizce yapıyorlar. Mutsuz oldukları durumlarda ya da kapana kısılmış (!) oldukları durumlarda bir kaçış olarak bu maddelerle mutlu olabileceklerini düşünüyorlar. Aslında da anlık bir mutluluk tadıyorlar fakat uzun vadedeki sonuçlarını hepimiz biliyoruz...

İnsan tek bir nedenden dolayı "Mutluluğa" ulaşmaya çalışır. O da mutluluğun dışarıda bir yerlerde olduğuna inanmasıdır. Halbuki mutluluk insanın içten hissettiği bir duygudur. Bunu dışarıda araması onun için hiç ummadığı ve sonucu ona çok zarar verebilecek deneyimler yaşamasını neden olabilir. İnsan, mutluluğu içinden hisseder. Ama çoğu zamanda bir şey olsa da mutlu olsam der. İş başvurusunun kabul edilmesi halinde MUTLU OLACAĞINI, hoşlandığı kişi ona evet derse MUTLU OLACAĞINI ya da desteklediği takım şampiyon olursa MUTLU OLACAĞINI söyler.
Ama işin gerçeği bunlar yine insanın seçimidir...
İnsan bir şeyi başarınca mutlu olmak yerine o şeyi mutlu mutlu başarma yoluna giderse daha tatmin olacaktır.
Ayrıca mutlu bir insan yaratıcılığını çok daha iyi kullanır ve geliştirir. Pozitif düşünen ve mutlu olan kişiler, yaratıcılıklarını işlerinde, ilişkilerinde hatta hayatın her alanında kullanır. Bu özelliği de onun elini attığı her işte başarılı olmasına yetecektir...

Peki nedir mutluluğu her daim hissetmenin yolu??

Tek bir yolu vardır. O da insanın kendince belirlediği kuralların daha az olmasıdır...

Hayatımızda karar vermemizi, başkalarının sözlerini değerlendirmemizi sağlayan şeyler bizim belirlediğimiz kurallardır.
Örneğin; yaşlı bir insanı düşünün. Bu insanın gençlerle ilgili 3 tane kuralı olsun ve kuralları da şöyle olsun;

- Benden küçük biri varsa bana "siz" diye hitap etmeli ve saygı göstermeli,
- Gençler benim yanımdan geçerken ceketini iniklemeli ve selam vermeli,
- Ben otobüse bindiğimde gençler hemen kalkıp bana yer vermeli.

Şimdi gençler hakkında bu 3 kuralı benimsemiş yaşlı bir insan, günlük yaşamında bunları uygulamak zorundadır. Bir markete girdiğinde kasiyer genç bizim yaşlı adama " Amca SENi şöyle alalım o kasa bozuk.." derse yaşlı amcanın "Benden küçük biri varsa bana "siz" diye hitap etmeli ve saygı göstermeli" kuralı ihlal edilmiş olur. Yaşlı amca da hemen buna tepki gösterir ve sinirlenir. Belki o genç kasiyeri azarlar ya da bir huysuzluk yapar... Diyelim mahallenin kahvesine gitti ve kahvede batak oynamak için gelmiş 4 genç var. Gençler yaşlı amcanın yanından geçtiler ve ceketlerinin önü de gayet açık. Amca için yine bir kural ihlali! Yine bir sinirlilik hali ve yine bir sıkıntı. Amcamız kahveden sinirli sinirli çıktı ve otobüse binip eski bir arkadaşıyla "Gençlerin çok bozulduğu" konulu sohbetini yapmak için görüşmeye gidiyor. Otobüse bindi ve boş bir yer bulma umuduyla göz gezdirdi. Diyelim otobüste üniversiteli 3-4 genç var ve bu gençler günlerdir hem finallere hazırlanıyorlar hem de part-time bir işte çalışıyorlar. Anlayacağınız çok yorgunlar. Amca bu gençlerin önüne dikiliyor ve yer vermelerini bekliyor. Gençler de kalkmıyor. İşte amca için bir kural ihlali daha! Bu sefer de "Ben otobüse bindiğimde gençler hemen kalkıp bana yer vermeli." kuralı ihlal edildi. Amca sinirinden deliye döndü ve sağa sola dönüp gençliğin ne kadar bozulduğuna dair sözler sarfetmeye başladı...
Amcamızın bu kural ihlalleri sonucunda sinirlilik hali ve tabi ki "MUTSUZLUK" baş gösterecek...
Aynı şey okullar ve diğer kurumlar için de geçerli. Bir insanın ya da bir kurumun ne kadar fazla kuralı varsa o kadar da ihlal olur ve bu da o kişi veya kuruma zarar verir. Sonucunda da MUTSUZLUK olur. Çünkü kişi "MUTLU OLMA HALİNİ" kurallarının ihlal edilmeme durumuna bağlamıştır...

Günlük yaşantımızda herkesin sinirlendiği veya mutsuz olduğu durumlar vardır. Bu durumların tamamiyle bizim seçimimiz olduğu konusundaki yazımı daha sonra yazacağım. Fakat böyle bir durum yaşadığımızda hemen durup kendi kurallarımızı sorgulamalıyız. Sorguladıktan sonra o kuralı ya kaldırmalıyız ya da değiştirmeliyiz. Sonra zaten öz halimiz olan MUTLULUK durumuna tekrar dönmüş oluruz..

Yukarıdaki örnekteki amcamız, gençler hakkındaki 3 kuralında değişiklik yapsaydı belki de "Bozulmuş Gençlik" konulu sohbetini yapmak için gittiği arkadaşıyla, "Şimdiki gençlik zehir gibi maaşallah!" konulu sohbetiyle yer değiştirirdi.
İşte bizi de olumsuz duygu durumlarına sokan şeylerden biri KURALLARIMIZ. Onları değiştirmek çok kolay. Örneğin amcamız kurallarını;

- Benden küçük birileri varsa bana samimi bir şekilde davranmalı. O zaman da o gençle arkadaşım gibi sohbet edebilirim,
- Gençler benim yanımdan geçerken onların üstündekileri süzerim ve benim de güzel geçen gençliğim aklıma gelir ve DAHA ÇOK MUTLU OLURUM,
- Ben otobüse bindiğimde gençlerin oturmasına ya da bana yer vermemesine aldırmam. Zaten eğer ben yorgunsam bir gençten rica ederim ve o da beni kırmaz. Eğer ki kalkamayacak durumdaysa da ona saygı gösteririm.

diye değiştirirse gayet güzel bir gün geçirebilirdi... :)

Herkese güzel, mutlu ve minimum kurallı günler dilerim... :)


Mustafa Oğulcan Alımcı

__________________________________________________________________